top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıAta Karazincir

ANONİM ŞİRKETLER’DE YÖNETİM KURULUÜYELERİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞU

Güncelleme tarihi: 29 Mar 2021

1-GENEL OLARAK SORUMLULUK



Sorumluluk Türkçe sözlük anlamı ile ‘Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi’ [1]anlamına gelmektedir. Hukukta ise ‘Mesuliyet; Uyulması gereken bir kurala aykırı davranışın hesabını verme;tazminatla yükümlü tutulma;işlenmiş olunan bir suçun gerektirdiği cezayı çekme’[2] anlamındadır.Dikkat edileceği gibi Türkçe sözlük anlamı ile sorumluluk geniş bir alana yayılır iken hukuki anlamı daha dar kapsamda kalmaktadır.Zira sorumluluk kavramı gündelik hayatta kullanıldığında kişi her davranışından sorumlu tutulurken ahlak,görgü,din ve hukuk kurallarıyla ayrı ayrı kendi davranışı ile kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarına katlanması,toplumsal kurallar ile yargılanması anlamına gelmektedir. Hukuki anlamda ise önceden belirlenmiş ve karar altına alınmış hukuk kurallarına uyulmaması durumunda kişinin katlanmak zorunda olacağı cezai ve hukuki sonuçlar kastedilmektedir.



Hukukta sorumluluk cezai ve hukuki sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılır. Cezai sorumlulukta kişi kanunlarca önceden tayin edilmiş ve suç olarak nitelendirilmiş eylem ve işlemleri gerçekleştirmiş olması yada üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi sebebiyle cezalandırılır. Bu ceza kişinin hürriyetinin kısıtlanması şeklinde olabileceği gibi para cezasına çarptırılması şeklinde de olabilecektir. Cezai sorumluluk yargılamasında taraflardan biri genellikle kamu adına savcılık makamıdır. Kişinin cezalandırılması için de bazı suçlarda zarar görenin şikayeti şartı aranır iken bazı suçlarda ise kamu adına res’en (kendiliğinden) harekete geçilmektedir. Hukuki sorumlulukta ise kamu adına savcılık makamının yeri olmadığı gibi taraflar kendi eylem ve işlemlerinden zarar gören yada lehine taahhütte bulunana karşı sorumlu tutulmaktadır. Zira kişi yasa yada yapmış olduğu hukuki işleme aykırı davranmış olmasından ötürü sorumlu tutulmaktadır. Zarar göreninin talebi olmaması durumunda sorumluluğun icrasından da söz edilemeyecektir.Hukuki sorumlulukta yargılama ise taraflardan birinin dava açması ve bu davayı takip etmesi ile gerçekleşecektir.İşte bizim burada anlatacağımız konu genel olarak hukuki sorumluluk özel olarak da hukuki sorumluluğun bir parçası olan Anonim Şirketlerde Yöneticinin sorumluluğu olacaktır.


Günümüzde insanlar sermayelerini bir araya getirerek bir Anonim Şirket kurmakta ve bu şirketlere yönetici atamaktadırlar. Bu yöneticilerin verdikleri kararlardan şirketin zarar görmesi söz konusu olabileceğinden Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğu incelenmesi gereken önemli bir konudur.






2-YÖNETİM KURULUNUN ANONİM ŞİRKETTEKİ YERİ


Küçük veya büyük pek çok paydaş güçlferi oranında sermayelerini ortaya koyup birlikte ortaklık kurmak istemektedirler. Bazen bu ortaklıklar büyük tröstler’e hatta bazı ülkelerin bütçeleri ile denk şirketlere de dönüşmektedir.Genellikle ortak olmak isteyen bu şahıslar Anonim Şirket kurmak istemektedir.


Anonim Şirket ise ‘tescil ve ilan’ ile hayatiyet(tüzel kişilik) kazanmasından sonra kendisini yönetecek daimi bir organa ihtiyaç duyar. Bu organ Yönetim Kuruludur.


T.K. ‘Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.’(T.K. 317) demek suretiyle Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu üyelerinin önemini ve yerini göstermektedir.


Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu ortaklığa yön veren, kuruluşundan sona ermesine hatta malvarlığının tasfiyesine kadar ortaklığın mevcut durumu ve geleceğini yakından ilgilendiren bir organ konumunda olmaktadır.(TK.440,441)İlgili Kanun maddeleri şöyledir:

Madde 440 - Şirket tasfiye haline girince organların vazife ve salahiyetleri, tasfiyenin yapılabilmesi için zaruri olan fakat ve mahiyetleri icabı tasfiye memurlarınca yapılamıyan muamelelere inhisar eder. Tasfiye işlerinin icaplarından olan hususlar hakkında karar vermek üzere umumi heyet tasfiye memurları tarafından, toplantıya davet edilir.


Madde 441 - Esas mukavele veya umumi heyet karariyle ayrıca tasfiye memuru tayin edilmedikçe tasfiye işleri, idare meclisi tarafından yapılır. Tasfiye ile vazifelendirilen kimseler esas mukavele veya tayin kararında aksi derpiş edilmiş olmadıkça mutat bir ücrete hak kazanırlar. İdare meclisi tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Tasfiye işlerinin idare meclisince yapılması halinde dahi bu hüküm tatbik olunur.





3-YÖNETİM KURULU ÜYELERİ’NİN CEZAİ SORUMLULUĞU

Konumuz her ne kadar Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Hukuki Sorumluluğu olsa da hukuki ve cezai sorumluluğun iç içe geçtiği bazı durumlar bulunduğu gibi yalnızca cezai sorumluluğun bulunduğu durumlarla da karşılaşabilmekteyiz.


Kuruluştan doğan sorumluluk ile ilgili cezai müeyyideleri T.K. 305/T.C.K.204,TK 307/TCK 206 maddeleri düzenlenmiştir.

İlk yönetim kurulu üyeleri için de T.K.308/T.C.K 257.maddelerinde cezai müeyyideler konulmuştur.


Yine Bankacılık Kanunu 146-161.maddelerinde ,Sermaye P.K. 47.ve 48.maddelerinde özel cezai sorumluluk hükümleri konulmuştur.


Türk Ticaret Kanunu 67.maddesinde defter tutma yükümlülüğünün Yönetim Kurulu’nda olduğunu,defter tutmaktan doğan yükümlülüklerin memur yada müstahdemlere yükletilemeyeceğini belirtmiş,tacirlerin defter’in içeriğini işleme konusunda yetkilendirdiği kişilerin yapmış oldukları işlemlerin ve geçirdiği kayıtların tacirleri bağlayacağı hükme bağlanmıştır.


Anonim ortaklıkta hileli yada taksirli iflasa yol açan yönetim kurulu üyelerinin suçun müeyyidesi çekmekle yükümlü olduğu açıklanmıştır(T.C.K. 162,İ.İ.K.310/T.C.K. 162 ;İ.İ.K.311/T.C.K. 161.)


Yine malvarlığının borçlarını karşılamadığı Anonim Şirketlerde iflasını istemeyen Yönetim Kurulu üyelerine cezai müeyyideler konulmuştur.



Anonim Şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin hem hukuki hem cezai sorumluluğunun bulunduğu önemli bir konu ise Haksız rekabet konusudur.





4-YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN SORUMLULUĞUNA HAKİM OLAN PRENSİPLER

I-KUSURLU SORUMLULUK PRENSİBİ

Ticaret Kanunu Yönetim Kurulu üyeleri için kusurlu sorumluluk ilkesini kabul etmiştir.[3]Türk Ticaret Kanunu incelediğimizde yönetim kurulu üyelerinin mesuliyeti ile ilgili hükümlerin çoğunda kusur aramış olduğu anlaşılacaktır.


Fakat bu konu doktrinde kesinleşmiş ve tartışmasız bir konu değildir. Karşı görüşte olanlara göre T.K.336. madde 5.bendinde ‘kanun veya ana sözleşmenin yüklediği sair vazifelerde ‘kasd veya ihmal’ aranmış iken ilk 1-4 bendlerinde aranmamış olması bu bendlerde kusursuz(objeftif) sorumluluk arandığı yorumlarını güçlendirmektedir.Ayrıca Ticaret Kanunu 336/5.maddedeki görevlerin bir murahhas üyeye bırakılması halinde yönetim kurulu üyelerini sorumluluğa iştirak ettirmediği halde 336/1-4 maddelerindeki görevlerin bir murahhas üyeye bırakılması durumunda dahi yönetim kurulu üyelerini sorumluluğa iştirak ettirmiş olması tereddütleri güçlendirmektedir.

Toplumsal hayatta yaşanan gelişmeler ve birtakım sosyal düşüncelerle kusursuz sorumluluk halleri benimsenmiştir. Terör suçlarında vatandaşların ya da bir uçak kazasında yolcuların uğrayacağı zararların giderilmesinde kusursuz sorumluluk kuralı’nın tezahürü olan tehlike sorumluluğu benimsenmiştir. Ancak Anonim Şirketler ’in yönetiminden doğan sorumlulukta böylesi bir sosyal düşüncenin bulunmaması sebebi ile yönetim kurulu üyelerinin kusursuz sorumlu olduğu inanışına kanaatimce katılamayacağız.


Zira en başta T.K. 338.maddesinde yönetim kurulu üyesinin kusuru bulunmadığını ispat etmesi ile müteselsil sorumluluktan kurtulması imkanı tanınmıştır. Kanun lafzi olarak yorumlandığında da 1-4 bendlerindeki görevlerle birlikte kanun veya anasözleşmenin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden veya ihmal ile yerine getirilmemesinden bahsetmektedir.


Kusurlu sorumluluk düşünüldüğünde Yönetim Kurulu üyeleri her türlü kusurundan sorumlu tutulmuşlardır. Yönetim Kurulu üyeleri hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları gibi bu konunun aksinin kararlaştırılmış olmasının kabul edilemeyeceği dahi benimsenmiştir. Kusurun derecesi ise Yönetim Kurulu üyelerinin kendi aralarındaki rucu ilişkisinde göz önünde bulundurulur.


Kural Kusurlu sorumluluk iken istisnai olarak Yönetim Kurulu üyelerinin kusursuz olarak sorumlu tutulması da söz konusu olmaktadır.T.T.K. 335. maddesi rekabet yasağını ihlal eden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda[4];T.K. 67. maddesi ticari defterlerin gereği gibi tutulmayıp ve saklanmaması halinde[5] ; yine yönetim kurulu üyelerinden birinin özen borçlarını ihlal etmeleri halinde diğer yönetim kurulu üyelerinin de objektif sorumluluğun söz konusu olduğu savunulmuştur.


Kanunun istisnai olarak kusursuz sorumluluk hallerini düzenlemesindeki amacı Yönetim Kurulu üyelerinin kusurlarının ispatının oldukça güç olan konularda sorumluluk yaratmak istemesidir.


II-İSBAT YÜKÜ


T.K. 336 ve 337.maddelere göre açılacak olası davalarda davacı sadece zararını ispat edecek Yönetim Kurulu ise T.K. 338. maddesi gereğince kusursuzluğunu ispat ile yükümlü olacaktır.


Ancak bu kural sadece 336 ve 337. maddeleri için geçerli olup diğer hallerde ispat yüküne dair genel kural uygulanacaktır.


Bu durumda Yönetim Kurulu üyesinin sorumluluğu akit ise B.K.96 .maddedeki karine gereğince kusursuzluğunu ispat yine yönetim kuruluna düşecek,haksız fiil ise kusurun ispatı yine davacıya düşecektir.


Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunda T.K.338.madde gereğince Yönetim Kurulu üyeleri 336 ve 337.maddelerdeki durumlarda kusursuzluğunu ispat etmekle sorumluluktan kurtulabilir.Nitekim 336.ve 337.maddeler dışında Yönetim Kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunda yasal düzenleme mevcut değildir.Bu durumda Yönetim Kurulu üyesi ile Anonim ortaklık arasında vekalet sözleşmesi olduğu kabul edildiği için B.K.96.maddesi gereğince Yönetim Kurulu üyesinin yine kusursuzluğunu ispat etmesi gerekmektedir.




III-KUSURSUZLUĞUN İSPATI


Genel kural olarak Yönetim Kurulu üyeleri kusursuzluğunu genel hükümlere göre ispat edecektir. Ancak Kanundan kaynaklanan sınırlayıcı olmayan birtakım kusursuzluk halleri de bulunmaktadır. Mesela Yönetim kurulu üyesi karara menfi oy vermiş ve bunu zapta geçirip denetçilere haber etmiş yada bir mazerete dayanarak toplantıya katılmamışsa kusurlu sayılmaz.Diğer hallerde ise genel kurallara göre kusursuzluk iddiasını ispat edecektir.



IV-TESESELSÜL


IV-1 BORÇLULAR ARASINDAKİ TESESELSÜL


Ticaret Kanunu kusur oranına bakılmaksızın sorumlu yöneticilerin hepsini Anonim Şirket ile birlikte tam teselsül hükümleri gereğince sorumlu tutmuştur.


Kanun aynı dönemde görev yapan tüm Yönetim Kurulu üyelerini sorumlu tutmuştur. Bu hususun istisnası ile seleflerin sorumluluğu hakkındaki T.T.K. 337. maddesidir.


Kusursuzluğunu ispat eden kurul T.T.K. 338 .madde gereğince sorumluluktan kurtulabilecektir.Ancak bunun bireysel olarak anlamı bulunmamaktadır.Zira yönetim kurulu üyelerinden birinin kusurlu diğeri’nin kusursuz olduğu kabul edilse dahi kusursuz üye de tam teseselsül gereğince sorumlu olacak ancak iç ilişkilerinde kusurlu yönetim kurulu üyesine karşı rucu hakkı bulunacaktır.


Bu durumun istisnaları ise 336/5 maddesindeki görev murahhas müdüre bırakılmışsa, sorumluluk sadece görevli üyeye aittir ve teseselsül prensibi uygulanmaz. Yine T.K.339 .maddesinde belirtilen ortaklığın durumu hakkında yanlış kanı uyandıran desiseler kullanan üye şahsen mesuldur. T.K. 334. madde ortaklıkla işlem yapma veya 332.maddede yer alan müzakerelere katılma yasağına riayet etmeyen, T.K. 335 rekabet yasağını ihlal eden ,Bankalar Kanunu 110. maddesi banka kaynaklarını istismar ederek bilinçli olarak kendisine veya başkasına menfaat sağlayan yönetim kurulu üyeleri hakkındaki sorumluluk ferdidir.



Yönetim Kurulu üyeleri ve Anonim Şirket Tüzel Kişiliği arasında da teseselsül kabul edilmiştir.Bu husus haksız fiillerde geçerli olmasına rağmen iç ilişkide yine rücu hakkı doğurmaktadır.Ancak yönetim kurulunun gerçekleştirmiş olduğu haksız fiilde anonim ortaklık adına bir iş yaparken gerçekleştirilmesi şartı aranır.


IV-2 ALACAKLILAR ARASINDAKİ TESESELSÜL


Yönetim Kurulu üyelerine karşı dava ortaklık, alacaklılar ve ortaklar tarafından açılabilir. Açılacak davada ödenecek zarar yada tazminat davayı açana değil ortaklığa ödenecektir.Burada ortaklığın zarar etmemesi yönünden sonuç amaç bulunmaktadır.Davacılar yada alacaklılar arasında ise teseselsül bulunduğu söylenemez.Çünkü alacaklılardan herhangi birinin aynı konuda dava açması diğerinin dava açmasına engel olmayacağı gibi yönetim kurulu üyesi yada borçlunun alacaklılardan birine yapmış olduğu ödeme diğeri yönünden ibrasını sağlamayacaktır.


Ancak alacaklılar zarara uğradığını iddia ederek tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler.Bu durumda alacaklıların alacaklarını Anonim Ortaklıktan alamadıklarını ispat etmeleri gerekecektir.



V-YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN İŞLEMLERİNİN ORTAKLIĞA İZAFESİ PRENSİBİ



Tüzel kişiler medeni haklarını kullanabilmeleri için organlara ihtiyaç duyarlar.Organ tarafından açıklanan irade organın iradesi değil tüzel kişinin iradesidir.[6]


Yönetim Kurulu, kurul olarak anonim ortaklığın organıdır ve yönetim kurulunun organ vasfında tereddüt edilmemektedir.[7] Yönetim Kurulunun mevcut bulunmaması anonim ortaklık için bir fesih sebebi teşkil eder.(T.K. 435)


T.K. 319.maddeye göre de ,yönetim kurulunun bir yürütme organı olduğu anlaşılmaktadır.


T.K. 312 II aynen ‘hükmi şahısların idare meclisi üyesi olmayacaklarından’ bahsetmektedir.


T.K. 319.madde Anonim ortaklığın idare ve temsilinin yönetim kuruluna ait olduğunu belirtmekte ve 321.maddesi de ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça,ortaklığın iki yönetim üyesinin imzası ile ilzam edileceği kuralını koymuştur.


Açılacak davalarda Yönetim Kurulu teklif edilen yemin yöneticiler tarafından ifa edilecek,yine yöneticilerin ikrarı anonim ortaklık tarafından yapılmış sayılacaktır.


M.K. 50 II maddesi ’Organlar hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar’ demektedir.Aynı ilke T.K. 336 ‘da da tekrarlanmıştır.


Bu maddede hukuki işlemin dışında yönetim kurulu üyelerinin haksız fiillerinden de anonim ortaklığın sorumlu olacağı kabul edilmiştir.T.K. 321/5’de de bu husus ayrıca tekrarlanmıştır.Bu maddeye göre de ‘Temsile veya idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirket mesul olur’ Yönetim Kurulu üyelerinin haksız fiillerinden sorumlu olan ortaklık yönetim kurulu üyesine rücu etme imkanı bulunduğundan eksik teselsülden bahsedilebilir.


Ortaklığın bağlı olduğu sözleşmelerden doğan borçları yerine getirmek Yönetim Kurulu’nun görevidir.


5-YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN BAŞLICA GÖREVLERİ

Bu çalışmanın konusu yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin açıklanması olmadığından bu görevleri genel olarak saymak suretiyle belirteceğiz.Yönetim Kurulu Üyelerinin başlıca görevleri şunlardır:


-Yönetim Görevi -Temsil görevi -Ortaklık defterlerinin tutulması -Genel Kurul Kararları ile ilgili Görevleri -Genel Kurul Kararlarının uygulanması -Anonim ortaklığın hesapları ile ilgili görevleri ve yıllık raporun düzenlenmesi -Malvarlığının azalması halindeki görevleri -Sermaye Azaltılması ve Arttırılmasındaki görevleri -Anonim Ortaklığın Sona ermesi ve Tasfiyesindeki Görevleri -Tescil ve İlan görevleri -Tahvillerle ilgili görevleri


6-YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN YAPMIŞ OLDUĞU İŞLERDE GÖSTERMESİ GEREKEN ÖZEN BORCU VE SORUMLULUĞU


T.K. 320. madde yönetim kurulu üyelerinin özen borcunu atıf yolu ile düzenlemiştir.Atfa göre B.K.321.maddenin uygulanması gerektiği açıktır.Ancak böyle bir atıf olmasaydı dahi yönetim kurulu ile ortaklık ilişkisinden de bu sonuca varılabilirdi.Bu ilişki genel fikre göre vekalet ilişkisidir.


B.K. 312 II’e göre ‘işçiye terettüp eden ihtimam derecesi akde göre tayin olunur ve işçinin o iş için muktazi olup iş sahibinin malumu olan veya olması icap eden malumatı derecesi ve mesleki vukufu kezalik istidat ve evsafı gözetilir’


Özen derecesi için şu açıklama yapılabilir ‘Aynı nitelik ve büyüklükteki bir anonim ortaklık yöneticisinin aynı somut olayda göstermesi gereken özeni göstermeyen yönetim kurulu üyesi hem davranışlarında kusurlu sayılır hem de özen borcunu ihlal etmiş sayılır’

Bu nedenle büyük sermayeli halka açık bir anonim ortaklık yönetim kurulu üyesinin göstermesi gereken özen ile bir aile anonim ortaklığı yöneticisinden beklenen özenle aynı olamaz.


Bir başka husus yönetim kurulu kararını özen borcu yönünden denetleyen yargıcın yerindelik denetimi yapamayacağıdır.


Özen borcuna aykırılık yönetim kurulu üyeleri ile anonim ortaklık arasındaki sözleşmenin ihlalini teşkil eder.(B.K.96)Bu nedenle anonim ortaklık sadece doğan zararı ispat edecek buna karşılık Yönetim Kurulu üyesi B.K.96 maddesi gereğince ‘özen borcunu gereği gibi yerine getirdiğini veya akde aykırı bu davranışın kendi kusurundan doğmadığını ispat edecektir’


Yönetim Kurulu üyesi yada murahhas üye veyahut da atanan müdür’ün bilgisi,tecrübesi aynı nitelik ve büyüklükteki bir anonim ortaklığında gösterilmesi gereken özen derecesinde bulunan soyut kişinin bilgi ve tecrübesinden daha fazla ise bu durumda ilgili yöneticinin göstereceği özen yükümlülüğün çıtası aynı şart ve koşullardaki benzer durumdaki Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu üyesinin göstereceği özen derecesinden daha da yüksek olacaktır.Bu düşünceyi sözleşmeden doğan sorumlulukta kusurun subjektif ve objektif unsuruna dayanarak da destekleyebiliriz.Zira Yönetim Kurulu üyesi ile Anonim Şirket arasında vekalet sözleşmesinin varlığı kabul edildiğine göre B.K. 96. maddesi gereğince Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğunu sözleşmeden doğan sorumluluk kurallarına göre değerlendirmemiz gerekecektir.


Bu durumda kusur ile ilgili açıklamalar yapılırken Borçlar Kanunu Genel Hükümlerden de faydalanmak gerekecektir.


Anonim ortaklık ile Yönetim Kurulu arasında vekalet sözleşmesinin varlığı kabul edildiğinden ve sözleşmeden doğan sorumluluklarda subjektif kriter ile objektif kriter belirlenmiş olmasından dolayı konuyu bu açıdan da değerlendirmekte fayda bulunmaktadır.





I-SUBJEKTİF KRİTER

Sübjektif kriter esasında Yönetim Kurulu üyesinin kendi işlerinde göstermeyi adet edindiği özen kriteridir. Yönetim Kurulu üyesi kendi işlerinde ne şekilde davranıyor ise sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirirken de aynı şekilde davranması gerekir.Bu durumda özen derecesi somut ve özel kritere göre belirleneceği için kusur sübjeftif nitelik taşıyacaktır.


II-OBJEKTİF KRİTER


Objektif kriterde ise durum farklıdır. Objektif kritere göre ise Yönetim Kurulu üyesi örnek Yönetim Kurulu üyesi tipine oranla özen eksikliği yada davranış yanlışlığını ifade eder.Burada görüldüğü üzere somut Yönetim Kurulu üyesi bırakılmış soyut bir Yönetim Kurulu üyesi tipi ele alınmıştır.




7-YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN SORUMLULUĞUNDA VEKALET AKDİ KAPSAMINDA KUSUR İLE SUBJEKTİF VE OBJEKTİK UNSURLARI


Yönetim Kurulu üyelerinin sorumlu olduğu kusurunu kasıt ve ihmal olarak ikiye ayırabileceğimiz gibi kusuru farklı açıdan subjektif ve objektif unsurlara ayırarak da inceleyebiliriz.


I-Kasıt


Kasıt Yönetim Kurulu üyesinin bilerek ve isteyerek özen yükümlülüğüne yada vekalet sözleşmesinden doğan borca aykırı hareket etmesidir. Yönetim Kurulu üyesi borca aykırı hareketin sonucu görmesi ve gerçekleşmesini istemesi durumunda doğrudan kasıt, sonucu görmesine rağmen gerçekleşmesini istememesi durumunda dolaylı kasıt söz konusudur.


II-İhmal


Yönetim Kurulu üyesi borca aykırı(sözleşmeye aykırı) fiilin gerçekleşmesini istememesine rağmen kendisiyle aynı işi yapan meslektaşlarının aynı şartlar altında göstermesi istenilen özen ve dikkati göstermemesi vekalet sözleşmeden doğan sorumlulukta ihmali oluşturur.



III-Sübjektif Unsur


Sübjektif unsur Yönetim Kurulu üyesinin temyiz kudretine sahip olmasıdır. Yönetim Kurulu üyesi temyiz kudretine sahip değilse özen ve sadakat anlayışına aykırı davranış nedeniyle kusurlu sayılmaz ve sorumlu tutulamaz.


Haksız fiil sorumluluğunda temyiz kudretine sahip küçükler ile mahcurlar haksız fiilden sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Bu durumda yorum yapmak suretiyle bu kişilerin Yönetim Kurulu üyesi olması durumunda özen eksikliğini içeren fiillerinden de sorumlu olduğunu kabul etmek gerekecektir.


Yine temyiz gücünden geçici olarak yoksun kalan Yönetim Kurulu üyesi’nin bu duruma kendi kusuru ile düşmüş olması durumunda vekalet sözleşmesini ihlal etmek sonucunda ortaya çıkan zarardan sorumlu olacağı kabul edilecektir.


B.K. 54/I. Maddesine göre de temyiz kudretinden sürekli yoksun bulunan Yönetim Kurulu üyesinin de sözleşmenin ihlalinden kısmen veya tamamen hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda sorumlu tutulabilir.


IV-Objektif Unsur


Bu unsur da objektif Yönetim Kurulu üyesi tipinin varsayılan davranışına aykırı her fiili yada eylemsizliği özensiz ve kusurlu bir davranış olarak kabul edilecektir.


Ancak burada bu kıstası tamamen objektifleştirmek de mümkün değildir. Zira kişinin bilgi ve tecrübesi,yetenekleri objektif tipin üzerinde yer almakta ise objektif tipin değil kişinin yani Yönetim Kurulu üyesinin bilgi ve tecrübesi esas alınacaktır.Bu konuya yukarıda da değinmiştik.Örnek olarak Anonim Ortaklıkta yönetim Kurulu üyesi bir ekonomi ve işletme profesörü ise özen borcu sıradan bir üyeye göre daha fazla olacaktır.


Sözleşme dışı sorumlulukta kusur tamamen objektifleştirilebilirken sözleşmeden doğan sorumlulukta görüldüğü gibi kusur tamamen objektifleştirilememektedir.


Ayrıca bazı durumlarda ortak borçlunun bilgi ve tecrübesini biliyor olabilir. Hatta ortaklar Yönetim Kurulu üyesinin bildiği nitelikleri sebebiyle kendisini Yönetim Kurulu üyesi seçmiş olabilir. Bu durumda Yönetim Kurulu üyesinin göstereceği özen derecesi ortakların kendisi hakkında sahip olduğu bilgi ile de ölçülmelidir.


Bunun dışında Yönetim Kurulu üyesinin göstereceği özen derecesi her somut olayda farklılık arz edeceği gibi dürüstlük kuralları,meslek çevresindeki kural ve görüşler çerçevesi göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir.


Objektif kusur anlayışına göre kişi kişisel bilgisizlik,yaşlılık,dalgınlık,yorgunluk,karakter zaafı,zeka düzeyi,hastalık ve benzer durumlar öne sürerek sorumluluktan kurtulamaz.



Vekalet sözleşmeden doğan sorumluluk hükümleri gereğince Yönetim Kurulu üyesi tüm kusurlarından sorumlu olsa da kusurunun hafifliği tazminattan indirim konusunda değer taşıyabilir ancak.


Sorumluluğun kapsamının belirlenmesinde işin özel niteliği de önemlidir.B.k.98/I’in 2. cümlesinde iş borçlu için menfaat sağlamadığı takdirde sorumluluk daha az şiddetle takdir olunur derken bu husus kastedilmektedir.Yönetim Kurulu üyesi yaptığı görev nedeniyle herhangi bir ücret almıyor ise bu durumda kusuru nedeniyle ödeyeceği tazminat miktarından indirim yapılması gerekmektedir.


Sadakat borcu da özen borcunun bir üst kavramıdır. Sadakat borcu yerini vekalet(veya hizmet) sözleşmesinde yerini bulur. Oldukça geniş çevreli bir hükümdür.Bu borç ortaklık menfaatinin daima ön planda tutması için yönetim kurulu üyesine sorumluluk yükler.


8-YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN SORUMLULUĞU’NUN SONA ERMESİ VE İBRA


Tüzel kişi adına işlem yapan organlar ,hesap dönemi sonunda iş sahibine(tüzel kişiye) faaliyetlerinin hesabını vermekle yükümlüdürler. İbra tüzel kişinin hesap veren organın üyelerine karşı karar şeklindeki bir irade açıklamasıdır.


İbra kararını vermeye genel kurul yetkilidir.Bu kararı almak için adi çoğunluk yeterlidir.


Genel Kurul’un Yönetim Kurulu’nu ibra etmesi onun bütün işlemlerinin hukuki ve iktisadi sonuçlarını uygun bulduğu anlamını taşır.


İbra hukuki anlamda menfi borç ikrarı olarak nitelendirilebilir[8]


İbra Kararı sonucunda Anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerine karşı söz konusu döneme ait ve ibranın kapsamına giren işlemlerle ilgili tazminat davası açamaz.


İbra varsayımı :T.K.380. maddesine göre ’Bilançonun tasdikine dair olan umumi heyet kararı,aksine sarahat olmadığı takdirde ,idare meclisi azalarıyla müdürler ve murakıpların ibrasını tazammun eder’ demek suretiyle ibra varsayımı ortaya konulmuştur.


Kanun bilanço ile başarı hesabının tasdikine ibra sonucunu bağlamış, bunları onaylayan genel kurulun ibra iradesini taşıdığını varsaymıştır.


Bilanço terimi içerisinde başarı(kar-zarar) hesabı ve yönetim kurulunun yıllık raporu da girer.


İbra varsayımının gerçekleşmesi eksiksiz ve doğru bir bilançonun varlığına bağlıdır.T.K. 380. maddesi ‘…bilançoda bazı hususlar belirtilmemekte,veyahut bilanço şirketin şirketin gerçek durumunun görülmesine mani yanlış bir takım hususlar ihtiva etmekte ise…’ ibranın geçersiz sayılacağı kabul edilmiştir.


Bilançonun tasdiki ile gerçekleşen ibra varsayımı kararda aksine hüküm yok ise bir genel ibra niteliğindedir.


İbra kural olarak sadece genel kurulunun bilgisine ulaşan işlemleri içerir. Gerektiğinde yönetim kurulundan sözlü açıklama istenebilir. Genel kurulun gündeminde olan konular,bilanço,yıllık rapor,denetçiler raporu ile orta yeteneklere sahip bir ortağın anlayabileceği hususlar ibranın kapsamına dahildir.


Ortakların kendileriyle veya karı ve kocası yahut usul ve füru ile ortaklık arasındaki şahsi bir iş veya davada oy hakkını haiz bulunmadığı yolundaki T.K. 374/1 ‘de yer alan genel yasak ibra konusunda da uygulama alanı bulur.İbra kararı alınmasındaki oylamaya bu kişiler katılamaz.



Bütün ortakların yönetim kurulu üyesi olan bir Anonim ortaklıkta ibra kararı alınamaz. Alınması da zaten anlamsız olur.Zira genel kurul ile yönetim kurulu aynı organ gibi olmuşlardır.


Azlık oyuna sahip kişiler bilanço görüşmelerinin tehirini 1 ay uzatılmasını talep edebilir.(T.K.377).Bu durumda genel kurul toplantısına olduğu yerde ara verilir.


Genel kurulu yönetim kurulu lehine ibra kararı vermez ise yönetim kurulu dava açarak bunu talep edebilir.Bu davanın hukuki niteliği menfi tespit davasıdır.


Anonim ortaklığı genel kurulu ibra kararı ortağın dava açma hakkını düşürmez.

İbra kararı karşısında red oyu vermiş ortak ibra kararı’nın iptali davasını açabileceği gibi T.K. 341. maddesi gereğince doğrudan tazminat davası da açabilecektir.Yani ibra kararına muhalif kalan yada ibra kararı toplantısına katılmayan ortak dava açma hakkı devam etmektedir.



9-ZAMANAŞIMI

Ticaret Kanunu Borçlar Kanunu genel hükümlere zamanaşımı konusunu bırakabilecekken Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğu’nda özel düzenleme yapmak suretiyle zamanaşımını belirlemiştir.


T.K. 309. madde gereğince Yönetim Kurulu üyelerinin 336 ve 337, .maddelerinden doğan sorumluluğu ile T.K. 342’deki müdür’ün sorumluluğu ‘failin ve zararın’ öğrenilmesinden itibaren 2 yıl herhalde fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 5 yıl geçince zamanaşımına uğrar.


Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğu konusunda özel zamanaşımı süresi konulmuştur.Örnek olarak rekabet yasağına aykırı hareketten T.K. 335 .maddesi gereğince sorumlu olan Yönetim Kurulu üyesi öğrenmeden başlayarak 3 ay ve fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle sorumluluğu zamanaşımına uğrar.


Özel zamanaşımı belirtilmeyen hallerde B.K. 126. maddedeki genel hükümlere göre zamanaşımı konusu değerlendirilecektir.Ancak T.K.309. maddesinin belirlemiş olduğu 5 yıllık zamanaşımı süresi geçilemeyecektir.Mesela haksız fiilden doğan yönetim kurulu’nun sorumluluğunda öğrenmeden itibaren 1 yıl fiilin meydana gelmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı değil 5 yıllık zamanaşımı süresi kabul edilecektir.


Bir fiil aynı zamanda suç ise ceza zamanaşımı süresince özel hukuk uyuşmazlığında zamanaşımı süresi uzayacaktır.


Zamanaşımı bir defi olduğundan bu iddiada bulunan bu iddiasını kanıtlamak zorundadır.


Açılan kısmi davalarda saklı tutulan haklara ilişkin zamanaşımı sürelerinin yürümesini durdurmaz.


[1] http://www.tdk.gov.tr/ Kelime=sorumluluk [2] YILMAZ, Hukuk Sözlüğü sayfa 734 [3] İsviçre hukukunda yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmesi için kasd ve ihmalleri yani kusurları aranmıştır.(İsc.B.K. 754) [4] ÇAMOĞLU,Rekabet Yasağı s. 359. [5] ARSLANLI II s.,169,dpn.186;İMREGÜN ,Anonim Ortaklıklar s., 245. [6] SAYMEN,Şahsın Hukuku 317;DOĞANAY 28,VELİDEDEOĞLU,Şahsın Hukuku 192 [7] ARSLANLI II 94,149;HİRŞ 212 N.224,306 N.322 [8] Aksi görüş ULUSOY ‘savunma aracı’ ,s.253 v.d.

33 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

BANKACILIK SUÇLARI

GİRİŞ Bu çalışmanın konusu 5411 sayılı Bankalar Kanunun 14.kısım,ikinci bölümünde bankacılık suçları adı altında düzenlenen suçlardır.Bankacılık Kanunu idari ve adli suç olarak iki tür suç düzenlemişt

SÖZLEŞMEDEN DOĞAN SORUMLULUK

GİRİŞ 1-)GENEL OLARAK SORUMLULUK, BORÇ VE SÖZLEŞME TERMİNOLOJİSİ I - SORUMLULUK Sorumluluk Türkçe sözlük anlamı ile ‘Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın s

Comentarios


bottom of page